GENEL YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GENEL YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2008 Çarşamba

Bir Başörtüsü Mağdurunun Dilinden...

Yüzlerine tükürsen yağmur zannedeceklere kınamak bir fayda edecekse!
Kınıyorum...
Eğitim hakkımı elimden alanları, din ve vicdan hürriyetimi gaspedenleri,
Memleketimi yangın yerine çevirenleri,
Bu ülkenin evlatlarını bölücü ilan eden bölücüleri, sorumsuz tavırlarıyla bütün bunlara vesile olanları,
Siyasetlerine bizleri malzeme edenleri,
Kendi öğrencisine savaş ilan eden bilim adamlarını(!),
Bizleri evimize kadar takip eden sivil polisleri,
Öğrencileri kapıdan içeri alınmazken pişkin pişkin ders anlatan saygın (!) profesörleri,
İnsan haklarından dem vurup hakkı çiğnenen bizler olduğunda gık demeyenleri,
''Başını aç okula gir, kıyamet mi kopar'' diyerek inancımızı hafife alanları,
Üç yıldır okuduğum okulun dış kapısından bile beni içeri bırakmayan kapı görevlisini,
''Biz de emir kuluyuz'' diyerek zulme maşalık edenleri,
Aynı ülkenin evlatlarını karşı karşıya getirenleri,
Derin devlete derin bir huşu ile hizmet edenleri,
Gözlerimdeki ışığı söndürenleri,
Sırtımızdan siyaset yapanları,
Bizi yanlız bırakıp elini taşın altına sokmayanları,
Arkadaşımızı tekmeleyen komiseri,
Başını açmayan kızlarını hırpalayan anne ve babaları,
Onbeş yirmi kişilik kız öğrencinin önüne beş otobüs robokop yığan İstanbul emniyetini, Panzerlerle peşimize düşen inancımıza cop çekenleri,
Emeğimi, gayretimi, umudumu panzerlerin altında çiğneten devletimi,
Düşenin dostu olmyacağını bizlere gösteren agah(!) siyasetçilerimizi,
Çözüm üretmek yerine akıl verenleri,
Dün mangalda kül bırakmazken bugün mangalın altına saklananları,
Bu ülkenin geleceği olan bizleri bir kalemde silenleri, görmezden gelenleri,
Başını çevirenleri, bizleri yok sayanları,
''Mollalar İran'a'' diye slogan atarak memleketimizin sahipliğine soyunanları,
Olduğum gibi görünmeyi inandığım gibi yaşamayı bana çok görenleri,
Kendi özgürlüğü söz konusu olunca aslan kesilen büyüğümüzü,
Başörtüsü yasağını kurtuluş savaşına benzeterek bizi Yunanla, Fransızla bir tutan,
Okulumuzu kışlaya çeviren kendisini başkumandan ilan eden rektör Alemdarı, ona alkış tutan öğretim üyelerini,
Bizleri terörist ilan eden paşa bürokratlarımızı,
Bu zulmü alkışlayan, destekleyen bil cümle aydınları, rantçı medyayı,
tantanaya inanıp kendi çocuklarına tavır alan zavallı halkımızı,
Çaldığımız bütün kapıları yüzümüze kapayan söde dindarları,
En temel insan haklarını bizim için lüks sayanları,
Bizlerin ve ülkemizin geleceğini karartanları,
Yüzsüzce bizleri ikna etmeye çalışanları, hitlervari düşünceyle kampüslere ikna odaları koyanları,
İnsanlık onurunu çiğneyen ve çiğnetenleri,
Gülünesi, trajikomik tavırlarıyla toplum mühendisliğine soyunanları,
Tek tip insan üretme çabasına girenleri,
Halkımızı kamplara bölüp ülkeyi soyanları,
Sırf inancı sebebiyle yirmili yaşlardaki genç kızları bu ülkenin düşmanı ilan edip savaş psikolojisine sokanları,
Bu kahrolası zulme bangır bangır destek veren, bu rezaletin üstüne ''yenildiler'' diyerek dörtbir yanlarına kına yakan medya mensuplarını,
Bu hengamede bizden yararlanmaya çalışanları,
Kimimizi yurtdışına, kimimizi köşesine sürükleyenleri, kimimii olmadığımız gibi olmaya mecbur eden, geleceğimize oynama hakkını kendinde bulan, yaptıkları zulmün adını ''mücadele'' koyan hainleri,
Hiçbir vicdan sahibinin kabul edemeyeceği insanlık dışı ve insan varlığına savaş açmış uygulamalarına yaldızlı isimler koyan zalimleri,
Dokuz tahta altında ne hesap vereceğini düşünmeyenleri,
Bizi yanlız bırakan tabansızları,
Bana bu satırları yazdıran herkesi, ürkekleri, erkekleri,feministleri, aydınları, saygınları, vekilleri, bakanları, insan hakları savunucularını, medyayı, laik ve çağdaş geçinenleri, uyuyan ve uyutanları, üstümüze yürüyenleri ve arkamıza saklananları
Şiddetle kınıyorum! ve sizi artık Rabbime havale ediyorum. Şüphesiz o en doğru hükmü verendir. Alim ve hakim olandır.

Yasemin ÖZAVCI

22 Ocak 2008 Salı

DUR DİYEN YOK MU?

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına artık dur deme zamanı gelmedi mi? Neredesiniz ey insan hakları savunucuları, neredesiniz ey Filistin'in müslüman din kardeşleri! Bu yapılanlara gözmü yumacağız? Elin ermenisi ölünce milyonlar olup sokağa akıyorsunuz ya, hani protestolarınız hani yardımlarınız? Onlar insan değil mi, insan hakları savunucuları nerdesiniz? Gazze'de yaşananları kim açıklayabilir, neyin cezası olabilir insana zulüm? Yaşlıya, hastaya, kadına, çoluğa çocuğa revamı bu yapılanlar.

Geçtim hristiyanı yahudisini de ey müslümanlar nerdesiniz? Bir biz mi birlik olamıyoruz? Şu işe bakın ki; yüce dinimiz hak yolunda savaşana şehadet vaad ederken, cennetin tüm güzelliklerini sunacakken biz birlik olamıyoruz da, cehennemin dibini boylayacak olan ecnebi, kenetlenmiş durumda. Kimsenin gıkı çıkmıyor, sinsi bir sessizlik sardı dünyayı. Kimse dur demeyecek mi bu teröre?

20 Ocak 2008 Pazar

Türban Siyasi Simge Olabilir mi?

Bu ne fanatizimdir ki; genç kızlarımız ergenliğe girer girmez Ak Parti fanatiği oluyor ve ölene kadar Ak Parti(veya muadili bir dindar parti!!!) simgesi!!! olan başörtüsünü bıkmadan usanmadan takıyorlar.Bir söz söylemeden önce onun akla mantığa uygunluğunu tartmak, sonra söylediğimize kendi aklımız ve mantığımızla inanarak yürekten söylemek gerekir.

Futbol fanatizminin en fazla olduğu ülkelerden biri olan İtalya'dan tutunda Türkiye'deki fanatik taraftarlara kadar bir düşünün. Hemen her maç sonrası birbirine giren, takımına söylenen en küçük lafta sinirlenip bıçaklara sarılıp kavga edebilen, hatta hayatını takımına güya feda eden o fanatik taraftarlara dense ki; onbeş yaşından ölene kadar takımının simgesi olan bir şapka ile gezeceksin. En fanatiği üç ay, beş ay ya da en fazla 1 sene, yaz kış o şapka ile gezebilir.

Oysa dediklerine göre; Ak Parti veya muadili bir dindar parti taraftarı olan şahıslar, destekledikleri siyasi partinin simgesini bıkmadan, usanmadan, üf demeden, püf demeden senelerce takabiliyor; o türban uğruna eğitimlerinden ve pek çok özgürlüklerinden vazgeçebiliyorlar.Bu hangi akla hangi mantığa uyuyor? Hangi aklı başında bir insan, siyasi parti fanatizmi uğruna, güya simgesi olan türbanı takmak için bütün hak ve özgürlüklerinden vazgeçer?

Şimdi bir düşünün, türban bir siyasi simge olabilir mi, olsa kim ne için bu simgeyi ömrü boyunca takar? Fanatizmin hat safhada olduğu futbol taraftarlarında bile bunu görebilmek mümkün değilken, kim siyaset uğruna bu simgeyi! ömür boyu takar ki?

19 Ocak 2008 Cumartesi

Allah Dostu Olalım...

Garip bir şekilde herkes birilerine dost olma çabasında güzel ülkemde de; kimse Allah'ın dostu, ümmeti muhammedin dostu olma çabasında değil. Biz Türkler doğuştan yunan dostuyuz, Hrant ölünce ermeniyiz, efendim avrupa aşığı, amerikanın da müttefikiyiz,vs...Bunun yanında da müslümanız Elhamdülillah ama müslümanlara da düşmanız mazallah.

Bu ne içimizdeki fesatlık, çekememezlik, kıskançlık. Biz iyi olalım da aman yan komşumuzun iyiliği bizi geçmesin. Biz az kazanıyorsak aman ha kimse bizden çok kazanmasın. Gözümüze batar iyi iş yapan komşu bakkal da; bir başkasından alırız ihtiyacımızı. İşyerimize eleman alınacaksa istemeyiz tanıdık birinin oralara gelmesini; patrona bizden yakın olur mazallah çekemeyiz sonra bu yakınlığı.

Nerdesiniz Müslüman kardeşlerim, önce Allah'a sonra birbirimize dost olalım. Tutuşalım hep elele de islamı yüceltelim. Bize düşman olana düşman, dost olana dost olalım. Gayri 'Türk'ün Türk'den başka dostu yok' denilmişse elbet vardır bu işte bir doğruluk. Önce doğru dürüs müslüman; sonra müslümana dost olalım.

15 Ocak 2008 Salı

Ben bir kelebeğim...

Çıkıverdim. Geliverdim hemen. Çünkü ben kelebeğim. Sabredecek kadar etim yoktur ki benim. Yaşayıp, saçılıp, görünüp, uçuşup ve havayla şakalaşıp, sonra hemen kayboluvereceğim için, hemencecik geliverdim.
Bu yüzden biraz yarım kanatlarım. Ben eksiğim ve çünkü aceleci bir kelebeğim. Renklerim daha olmadan, etimi saklayacak kadar kalınlaşmadan derim, beklide dönen bir mukoza olarak ben, geliverdim. Oluşun neşesine herkesten fazla kapıldım. Eğer daha erken öleceksem bütün kelebeklerden, bu oluşun neşesine kapılıp gelivermemden.
Saydam benim gövdem. Görünebilsin diye, bir tek kötülüğün olmadığı içimde. İzlenebilsin diye organlarımın şen kıpırdanışı. Çünkü işte, evrenin heyecanına her kapılmış gibi, bekleyemedim derimin kalınlaşıp gizlemesini beni. Evrenin heyecanına her kapılmış gibi, beni de sakınmayacak dünya. Savurup, parçalayıp, eskitip, yıpratıp haddimi bildirecek. Bu yüzden kısa yaşar kelebekler. Hayatın bu kuralına uymadıkları için kovulurlar zamandan. Saydam gövdeler saklamaz çünkü karışık ve ‘aklı başında’ planları. Evrenin heyecanına her kapılmış olan gibi...
Kibirli sanacaktır kimileri beni. Bir gösteriş sanacaklardır bütün renklerimle etrafa uçuşmamı. Oysa nefes nefeseyim ben. Bir an önce renklerden haberdar etmek niyetindeyim dağı taşı. Kendi rengimin değil, gören gözlere renk dağıtmanın derdindeyim. Ben, dünyaya biraz ‘kızılötesi’ sezdirme niyetindeyim. Bu yüzden duramıyorsam hiçbir yerde, dar geliyorsa hava bana, sakın bunu bir gösteri sanmayın. Çünkü ben, kozamda ‘başka türlü’ bir dünyanın rüyasını görmüş idim, koşuşturup onu sezdirmek fikrindeydim.
Evrenin bilgisini dinleyip kozamda uzun uzun, dışarı uğrayıverdim. Ve tıpkı fısıldadığı gibi bana, herkes pusudaydı. Hesaplar içinde, bütün hayvanlar sadece ‘sürmek’ derdindeydi. Ve alçaltıyordu her bir şeyi, böyle olup durmak. Ben bunu söylemeye geldim ve beni bu pusuda bekleyenler vardı. Durultmak için evreni, benim ölümümü isteyenler vardı. Çünkü kimse istemez, bütün varlıkların bir yanıyla da olsa kelebeğe kesmesini, böyle rengarenk olup, renk düzenini bozmasını. Ve yine fısıldandı bana, ‘kelebek olmaktan başka seçenek yok sana’. Bu yüzden olabildiğimce çok olup, koşuşturabileceğim kadar çok koşuşturup... Erken ölmeli kelebekler. Dünya tarihi bunu söyler.
Ben başka bir dünyanın imla işaretiyim. Bu yüzden, bir nefeste okunacak kadar kısadır alınyazım. Ama yine de işte, varım. Var olmamla deliliyim Allah'ın*, rengin, kapılışın ve heyecanın. Konarak her bir şeye, konaklayarak her bir şeyde, o başka dünyadan haberler vermek üzereyim.


*Yazının orjinalinde yoktur.
Ece Temelkuran'ın İç Kitabı adlı kitabından alıntıdır.