RASULALLAHTAN HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RASULALLAHTAN HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2008 Cumartesi

AYETÜ'L KÜRSÎ VE CİNLER

Ebû Eyyub Ensarî radıyallahu anh'ın bodrum şeklinde bir yeri vardı. Hurmalarını buraya koyardı. Gül denilen cinlerden biri gelir, oradan hurmaları kaçırırdı. Ebû Eyyub radıyallahu anh, bu durumu Peygamber aleyhisselâma şikâyet etti.
Allah'ın Resulü de:

— Git ve cinni gördüğün vakit; «Allah'ın adı ile Resûlullah aleyhisselâma git» diye söyleyiver, buyurdu.

Ebû Eyyub radıyallahu anh geldi ve o cinni yakaladı. Fakat cin tekrar gelmeyeceğine dair yemin ettiği için bırakıverdi. Sonra Peygamber aleyhisselâmın yanına geldi.

Resûlullah aleyhisselâm:

— Yakaladığın esiri ne yaptın? diye sordu. Ebû Eyyub radıyallahu anh de:

— Bir daha gelmeyeceğine yemin etti, dedi. Peygamber aleyhisselâm:

— O yalan söylemiş, yine gelecek, buyurdu. Hakikaten cin ikinci defa geldi. Ebû Eyyub radıyallahu anh kendisini yakaladı. Fakat yine bir daha gelmeyeceğine yemin edince tekrar bırakıverdi

Sonra Allah'ın Resulünün yanına geldi, O da ;

— Yakaladığın esirini ne yaptın? diye tekrar sordu. Ebû Eyyub radıyallahu anh:

— Bir daha gelmeyeceğine dair yemin etti, diye cevap verdi.

Peygamber aleyhisselâm:

— Yalan söylemiş, yine gelecektir, buyurdu. Cin üçüncü defa geldiğinde, Ebû Eyyub radıyallahu anh kendisini yakaladı ve:

— Seni Allah'ın Resulünün yanına götürünceye kadar salıvermem, dedi.

Bunu duyan cin:

— Sana bir şey haber vereceğim. Evinde Âyetü'l Kürsî'yi oku, ne cin, ne şeytan sana yaklaşabilir, dedi. Ebû Eyyub radıyallahu anh yine Peygamber aleyhisselâmın huzuruna yalnız olarak geldi.

Peygamber aleyhisselâm kendisine yine sordu:

— Yakaladığın esirini ne yaptın? diye sordu. Ebû Eyyub radıyallahu anh olanları anlatınca, Allah'ın Resulü şöyle buyurdu:

— Yalancı olduğu halde, bu defa sana doğru konuşmuş.

BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

8 Şubat 2008 Cuma

İKİ CİHANDA İYİLİK İSTE

Enes radıyallahu anh şöyle anlatıyor:

Peygamber aleyhisselâm müslümanlardan hasta olan bir kimsenin ziyaretine gitmiş idi. Hasta o kadar zayıflayıp küçülmüştü ki, âdeta bir civciv gibi olmuştu.

Peygamber aleyhisselâm kendisine:

— Bir şey için dua eder veya Allah'tan diler miydin? diye sordu. Adam:

— Evet; «ey Allah'ım bana ahirette vereceğin cezayı dünyada ver!» derdim, diye cevap verdi.

Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:

— Sübhânellah, yapamaz mıydın, yahut beceremez miydin, «ey Allah'ım bize dünyada ve ahirette iyilik ver, bizi cehennemden koru!» deseydin ya?! buyurdu.

Sonra Allah'ın Resulü bu kimseye dua etti; Allahü Teâlâ da sıhhatini bağışladı.

(Müslim, Tirmizî)

BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

7 Şubat 2008 Perşembe

BORÇLUNUN NAMAZI

Câbir radıyallahü anh şöyle anlatır:

Üzerinde borç bulunduğu halde ölen kimsenin, Allah'ın Resulü cenaze namazını kılmazdı da, bir cenaze getirilince, «Ölen kişinin borcu var mı?» diye sordu.

— Evet, iki dinar borcu var, dediler de, Peygamber aleyhisselâm:

— Arkadaşınızın cenaze namazını kılın! buyurdu ve kendisi kılmak istemedi.

Ebû Katâde «o iki dînar borcu ödemeyi ben üzerime alıyorum» deyince, Allah'ın Resulü de cenaze namazını kıldı.

Allah, Peygamberine fetihler müyesser kılıp bereket meydana gelince, Resulûllah aleyhisselâm, «Ben her mümine kendisinden daha yakınım. Kim ölüp de borç bırakırsa, onun borcunu ödemek benim üzerimedir. Mal bırakanın malı ise mirascılarınındır.» buyurdu.

(Buharî, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî, Neseî)
BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

2 Şubat 2008 Cumartesi

ALIŞVERİŞTE DOĞRULUK

Abdullah bin Ebî Evfâ radıyallahu anh anlatıyor:
Adamın biri pazarda bir malı satışa çıkarmış ve müslümanlardan birini bu malı almaya teşvik etmek için de, verilen fiyattan fazlasına bu malı satın aldığına dair yeminde bulunmuştu. Bu hadise üzerine «Onlar ki Allah'ın ahdini ve kendi yeminlerini bir kaç paraya satarlar, işte onların âhirette hiç bir nasibi yoktur...» mealindeki Ayet-i Celîle nazil olmuştur.

(Buharî)
Peygamber aleyhisselâm yiyeceğe aid bir şey satan bir adama uğramıştı, ona:

— Ne satıyorsun? diye sordu.

Adam da anlattı.

Bunun üzerine Allah'ın Resulüne satılan yiyecek maddesinin içine elini sokması vahyolundu. Peygamber aleyhisselâm elini o yiyeceğin içine sokunca, bir de baktı ki, o şeyin içi ıslak.

Bu tesbit üzerine:

— Bu ne, ey yiyeceğin sahibi? diye sordular. Adam:

— Yağmur isabet etti, ey Allah'ın Resulü, diye cevap verdi. Resulüllah aleyhisselâm:

— Yaş olan tarafını üstüne koysaydın da insanlar görseler, dedikten sonra, «Hile yapan kimse benden ve benim ümmetimden değildir» buyurdular.

(Müslim, Tirmizî)
BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

28 Ocak 2008 Pazartesi

YEMEKTE BESMELE VE ŞEYTAN

Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit, Allah'ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah'ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:

— Muhakkak ki şeytan, Allah'ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah'a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.


(Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:

— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.

(Tirmizî)
BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

13 Ocak 2008 Pazar

KABİR AZABINA İKİ SEBEP

İbni Abbas radıyallahu anh'ın şöyle anlattığı rivayet edildi: Peygamber aleyhisselâm iki kabre rastladı ve şöyle buyurdu: Bu kabirlerdeki iki kişi insanlarca mühimsenmeyen bir suçtan azap görüyorlar. Biri bevlettikten* sonra korunmadığı ve dikkatsiz davranıp, pislikten kaçınmadığı için; diğeri de koğuculuk** yaparken, insanların arasını bozduğu için azap görüyor. Sonra Peygamber aleyhisselâm yaş bir dal alarak ikiye ayırdı ve birer parçasını bu kabirlere dikti. (Etrafında bulunanlar):

— Ey Allah'ın Resulü, bunu neye böyle yaptın? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm da:

— Yaş kaldıkları müddetçe azaplarının azaltılacağını ümid ettiğim için böyle yaptım, buyurdu.

(Buharı, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî, Neseî)


*bevletmek; tuvalet ihtiyacını gidermek
**koğuculuk yapmak; bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye ulaştırmak


BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU

12 Ocak 2008 Cumartesi

Mümin Müminin Kardeşidir

Süveyd bin Hanzala radıyallahu anh anlatıyor:

Resulûllah aleyhisselâmı ziyaret etmek için yola çıkmıştık. Valî bin Hucr radıyallahu anh de bizimle beraber bulunuyordu. Yolda kendisine hasım olan biri çıkıp onu yakaladı. Vail, kendisinin Vail olmadığını söylemişti de, hasmı:

— O'nun Vail olmadığına yemin edin, hemen salıvereyim, demişti.

Arkadaşlar yalan yere yemin etmekten kaçındıkları için yemin etmek istemediler. Ben ise, Vail'in. Vail olmayıp kardeşim olduğuna dair yemin ettim, bunun üzerine hasmı da Vail'i salıverdi.

Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelince, hadiseyi anlatıp arkadaşların, Vail'in Vail olmadığına yemin etmek istemediklerini ve kendimin Vail'in kardeşim olduğuna dair yemin ettiğimi söyledim. Peygamber aleyhisselâm da:

— Doğru söylemişsin; müslüman müslümanın kardeşidir, buyurdular.


(Ebû Davud, îbni Mâce)

Cehaletin İlacı Sormak

Câbir radıyallahü anh anlatıyor:

Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık, içimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:

— Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.

Arkadaşları da:

— Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti.

Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.

Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:

— Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.

Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılarya ; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti.

(Ebû Davud)
BÜYÜK DİNİ HİKÂYELER Cilt1
Hazırlayan: İbrahim Sıddık İMANOĞLU